Kayıtlar

Resim
Cape twon 5 Green Poind. 22 Vesperdene… Yeni adresim,çok havalı. Önceki mahallenin adı Didrix six  adında meymenet yok. Zaten (S ) harfiyle başlayan hiçbir şeyi, hiç kimseyi sevmiyorum.!. for example ...! Farz-ı mahal!... Burada her evin bir dış kapısı var; genellikle evin tamamen çevresini dolanan demir kapılar. Sonra iki anahtarlı ahşap kapı bahçeye açılıyor. Benim evin bahçesine inanamadım kocaman ağaçlar, japon şemsiyeleri (anısı ve öyküsü vardır bende) ve begonviller. Flavia İtalyan asıllı 65 yaşlarında çok hoş, güler yüzlü bir kadın. Ohhh!dedim çok şükür. Benim odam arka bahçede eski Bodrum evleri gibi mavi çerçeveli pencereleri, beyaz badanalı duvarları var.  Küçücük bir oda; komodinin üstünde küçük bir radyo ve başucu lambası duruyor. Zaten valizimden pek bir şey çıkarmamıştım, hemen yerleştim. Aaaa! Radyo çalışıyor, hem de çok güzel sesi var! El kadar radyoya bu kadar sevineceğimi düşünmezdim. Sanki 1930 model lambalı Lumophan  bulmuştum. Eve gidince hemen bir tane alacağım. Öyle…

Yaşamda sanatla yoğrulan insanlar kimseye zarar veremezler. Onlar barışın, kardeşliğin temsilcisidir.

Resim
1 ekim 7 ekim arasında teos ormancı tatil sitesinde bir edebiyat kampı düzenlenmiş. Kızımın önerisiyle hemen biletimi aldım. Gittiğimde  otel sahiplerinin ve çalışanlarının ilgisi beni çok mutlu etti. bu etkinliği düzenleyen Gülşah Elikbank  pırıl pırıl genç bir kadın . Sekiz kitap yazmış ve birgün gazetesinde yazıyor. Her şeyi öyle güzel organize etmiş ki hiç bir aksilik yaşanmadı. Işıl Özgentürk ;yedi gün boyunca bizimle birlikteydi. Her sabah bizden önce kalkıyor, saat 10 dan 13’e kadar bize sinemayı,fotoğraf okumayı,öykünün ritmini anlattı. Öğleden sonra bizimle dersleri izledi. Akşam yeniden hepimizle tek tek ilgilendi, gece yarısına kadar deniz kenarında yakılan ateş etrafında şarkılar söyledi.Yetmiş yaşında bir kadın için müthiş bir enerji.Hepimize güç verdi.



İnci Aral; yaşam sırlarını, nasıl yazdığı, ne zaman yazamadığı günleri anlattı. Okumamız gereken kitapları önerdi. Yıllar önce Ölü Erkek Kuşlar kitabını okuduğumda sarılmak istediğim kadınla aynı sofrada olma lüksüne sahip o…
Resim
Cape Town 4
Yıllarca çocuklarıma tabağınızda yemek artığı bırakmayın, yemek beğenmemezlik yapmayın, Afrika'daki aç çocukları düşünün dedim. Ama torunlarıma demeyeceğim. Oh olsun manyaklar, işlerine geliyor hırsızlık, hepsi turp gibi. Anjelina Coli'nin çöp tenekesi bile yeter bunlara, gözlüksüzüüüüm . (Tabii ki Güney Afrika için geçerlidir sitemim) Doğuş, burnunu sıkıp tabağındaki son lokmayı yuttururken dişlerimi sıkarak “Afrika aç, sıpalar açlıktan ölüyorlar” diyerek kaşığı ağzına soktuğumu unutmuyor. Annemin bana,  benim kızıma " tabağında bir pirinç tanesi kalsa, cennarette (nevşehirce cennet) kirpiğinle toplatacaklarmış" dediğimi de Didem unutmuyor. Yok bundan sora acımak yok! Gözlüksüzüüüüm. Mario, Didem'in bir tanıdığı. İstanbul kökenli Ermeni vatandaşımız. Elin adamını arayıp rahatsız etmeme gerek yok diyordum. Fakat ilk gün telefonum çalışmayınca iğrenç ev sahibi kadının telefonundan Mario’yu aradım ve çocuklara sağ salim geldiğim haberini vermesi için rica e…
Resim
Cape town 3 Bu gün bir hafta oldu. Cape Town'dayım. Dünyanın en güzel, gizemli, egzotik, tehlikeli,  şehirlerinden biri. Ortalıktaki tuhaflığı ancak anlamaya başlıyorum.  Herkes dikkat et yolda sırt çantanı bile çekip alırlar, her yer hırsız kaynar dedi. Bende ilk günler yolda yürürken perişan oldum etrafa bakmaktan. Sanki oyunda ebeyim, önüm arkam, sağım solum sobe... Aaaaaa başlarım hırsızına dedim teacher'ıma sordum. O da "yok artık, o kadar değil rahat ol belli etme,sanki on yıldır buradaymış gibi kendinden emin yürü " dedi. Dün Table Mountain (masa dağı)  gezisine gittik. Şehirden teleferik istasyonuna giden yoldaki villaları anlatamam size. İşte bu evlerde Anjelina jolie, Enrique İglesias, Bon jovi falan yaşarmış. Ay inşallah bizim Tarkan'ında vardır! Okul, gezilere giderken bize taksi kiralıyor. Taksilerin ön koltuklarının başlık yerinde ekranlar var. Ne işe yarıyor bilmem (TV mi acep), yedi kişilik DACCA. İkinci sırada, sol pencere önündeyim. Benim önümde şo…
Resim
Cape Town 2

Ev sahibim Balık Ayhan'ın annesi gibi bir kadın. Yalpalayarak indi merdivenleri, gür sesiyle well cooomeee dedi. Odamı gösterirken hem konuşuyor hem geviş getiriyor etrafa tükürükler saçıyordu. Evin dağınıklığı da eklenince midem kalktı. Güzel Allahım benim bu gezileri yapacağımı bilmiş de burnumun içine koku alma mekanizması koymamış. Her gün okula, ev sahibimin bir sokak aşağıda oturan kız kardeşi Şahida götürüyor. Evinde kalan üç kolombiyalı gençle birlikte kapıda buluşuyor, ödevlerimizi  kontrol ediyor, güle oynaya gidiyoruz. Akşam saat tam beşte evin kızı Balık Ayhan’ın(ayrıca Balık Ayhan'ı da sevimli bulurum.Yanlış anlaşılmasın) ablası Wafigah  gelip alıyor. Arkadaşlar hani İngiltere'deki şişman kadınları yazmıştım ya, etleri bıngıl bıngıl sallanıyor kuyruk yağı gibi bizim şişmanlarımızı seveyim demiştim. Gerçekten bizim hanımlar kilolu, balık etinde, bel var, kalça var, kaş, göz var. Buranın kadınlarının kalçası sırtından başlıyor aşağıya doğru bel veriyor…

Ayşe Afrika'da

Resim
Ayşe Afrika’da



Cape Town'dan 1 Geçen yıl İngiltere macerası yaşadıktan sonra karar verdim ki böyle tek başına gezmek insanı verimli kılıyor. (Sanki haydi gezelim diyenler, sırada bekleyenler kuyruk olmuştu!) Bu yolla gezmek çok güvenli. İstanbul’da İDEALİST isminde bir şirket var. Sahibi Elif Yıldızkaya, güvenilir, ciddi çalışan bir kadın, reklam olsun, tavsiyemdir. İstediğiniz özelliklere göre aile bulunuyor, sizi uçaktan inişte karşılıyorlar, okulun ilk günü transferinizi sağlıyorlar, kahvaltı ve akşam yemeği düşünmüyorsunuz, haftada bir kez çamaşırınız yıkanıp odanız temizleniyor, eve geç kalsanız sizi merak eden insanlar var. Eh daha ne olsun. Uçak yolculuğum çok güzel geçti. Bebekli kadınlar için ayrılan son cam kenarını Öykü  Evi tatili indirimi sözü vererek mavi gözlü, salak sırıtışlı bir kadın görevliden aldım.  Tam önümdeki hamile kadın koltuğuna da bir adam geldi oturdu. Aman Allahım1 Uzun zamandır böyle yakışıklı görmemiştim! Kesin salak sırıtışlı kadın vermiştir orayı da.…
Resim
Mahallemin kaderi,
Bu mahalleyi yıkacaklarmış. Ev, amcama kaldı, onun çocukları ne hisseder bilmem ama benim içim acıyor. Geçen yıl kale mahallesini yıktılar. Kocaman bir geçmişi yok ettiler. Şimdi buraya da TOKİ evleri kuracaklarmış; ruhsuz, homurtulu, güneşsiz sokaklar yapılacak. Eski evleri yıkan bürokratlara plaket verecekler. Açılış için, devletin başganı gelecek, taaaa Angaradan. Saksıya ekilmiş çamlarla süsleyecekler tüm yolları, laleler ekecekler güvenlik kapısının iki yanına. Sonra gelecek yıl hepsi kuruyacak, bahçeler müdürü evinde göbek atacak, hava muhalefetinden kuruyan çamların yerine,  yöresel akasya ekmeyi hiç düşünmeden yeniden mevsim şartlarına aykırı bitkiler seçecek. Eeee nasıl zengin olsun damadı başka türlü! Evlerine kavuşan kadınlar, giriş katında  kermesler yapacaklar, kahvede iş-kurdan haber bekleyenler, hepsi el ele verip, en güzel camiyi yapacaklar tam  göbekteki yeşilliğe. Özel hastane her sokak başında var nasıl olsa, her evde de lüküs arabalar. Ama pembe, …